Dehşetten sonra, Ferahlatıcı MÜJDELERİ…
Mübarek Ramazan ayının ulvî ve bereketli atmosferinden çıkarken; bu Kur’ân ayından ayrılık zamanı nedeniyle,hüzünlü olan son günleriydi.
İftardan önce bir TV programında, Prof. Dr. bir ilâhiyatçıyı dikkatlice dinliyordum.
Önce, “Ümmet-i Muhammed SAV için, Cehennem azabı yok" cümlesi dikkatimi çekti.
Bu elbette çok önemli bir müjdeydi, acaba bu nasıl olacaktı?
Bu duygularla daha çok dikkatli dinlemeye başladım ve "Onların günahları, dünyadaki birçok sıkıntılarla, ölümânında, kabirde, haşirde, kıyamette, sıratta, mahkeme-i Kübra'da çekeceği, çok ciddi sıkıntılarla eritilecek"anlamında âyet ve Hadis-i Şerifler ekleyince, önce biraz ferahladım.
Sonra da, bir başka duygularla ürperdim...
Dünyadaki sıkıntılara bile tahammül edilemezken, ölümânında, o uzun Kabir hayatında, Haşirde, Sırat’ta ve hele“dehşeti birçok Âyet ve Hadîs-i Şerîflerde vurgulanan KIYAMET sıkıntılarına nasıl tahammül edilecek” diye düşünürken, birden ağzım kurudu.
Acaba, buralardan da selâmetle geçilmesi mümkün değil miydi?..
Cehenneme düşme tehlikeleri içinde geçilen Sırat denilen imtihan köprüsünde ve yıllarca bekleme sırasında iliklerin bile kaynadığı bildirilen Mahkeme-i Kübra'da, “bizÜmmet-i Muhammed’in SAV ahvâli nice olacak”, diye düşünürken, hatibin şu ŞOK edici cümlesi beni mahvetti.
“Evet, muhterem Mü’minler; Bütün bu sıkıntılar, en hafif Cehennemin kısacık bir azabının yanında, çok hafif kalacak" demez mi?..
Tüylerim diken diken oldu...
Çünkü Dünyanın en doğru sözlüsü olan Hz. Muhammed SAV, EN HAFİF Cehennem azabını şöyle tarif etmişti:
“Kişi Cehennemin kızgın direklerine bağlı olarak, ayak topuklarına kadar zemin KÖZ halinde kızdırılır ve öyleazap edilir. Bu yüzden beyni, tencere gibi kaynar. Bu kişikendisini, herkesten çok azap çektiğini zanneder”buyurmuştu. (Buharî, Rikak, 51.)
• En hafif Cehennem azabı böyleyken, sadece bir vakit NAMAZ için, uzun yıllarca tüm vücudunun,dehşetli Cehennem alevlerinin azabı, acaba hiç hafife alınabilir mi?
Üstelik te yukarıdaki cezalar; Ümmet-i Muhammet (SAV)için değil miydi?..
• Peki, diğer günahlar için veya yapılan isyanlar için hak edilen Cehennem azaplarına, acaba nasıl tahammül edilecek?..
Evet dostlar. Bundan sonra kesinlikle ve kararlılıkla, hiç günah işlememeye çalışalım ve geçmiş günahlarımız için çok çok tövbeler edelim.
İşte Ferahlatıcı MÜJDELER:
Merhameti sınırsız olan Yüce Rabbimizin hârikamüjdeleriyle, konumuzu noktalayalım.
Zümer Sûresi, 53. Âyet: De ki: “Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden (haddi aşan)kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, Gafûr ve Rahîmdir.”
Fetret nedeniyle, gayrimüslim ülkelerde veya beldelerde doğmuş olduğu için, İslâm’ın güzelliklerinden haberdar edilmeyerek bu günahları işleyenlere; ancak haberdar olunca çok ciddi bir samimiyetle ve kesin bir kararlılıkla tövbe edip İslâm’a bağlananlara, daha çok müjdeler var.
Furkân S., 70. Âyet: Ancak şu var ki, (Günah ve isyanlardan) dönüş yapıp iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan (ebedî Cehennem azabından)müstesnâdır (hâriç tutulacaktır). Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah Gafûrdur, Rahîmdir.
1. “..kötülüklerini iyiliklere” çevirmek, yani İslâm’a dönüş yapmadan önceki günahları silinerek, sıfırlanmış amel defterine, artık kazandığı sevaplar yazılacak.
2. “..günahlarını sevaplara çevirir” ifadesiyle de, kişi bundan sonra hayırlı işler yaparak, önceki günahlarının aksine, amel defterine sevaplar yazdırmaya döndürür, anlamındadır.
3. Ancak bazı âlimler, Remzî ve İŞÂRİ mânada “eski günahları siler, yerine sevaplar yazar” şeklinde de yorumluyorlar...
Bu müjdeleri hatırladıktan sonra bir nebze ferahladım, fakat bu işin asla şakasının, bu dünya sınavının da asla tekrarının olmadığını düşündüm.
NİHAYET, Tegâbun S., 16. Âyette; “Elinizden geldiği(gücünüzün yettiği) kadar Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakının. Emir ve yasaklarına kulak veripitâat edin; kendi hayrınız için bağışta bulunun. Kim nefsinin tutkularından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir” Âyetine kararlılıkla uymanın, şart olduğunu anladım.
Çünkü Yüce Rabbimizin; ‘bu âyeti titizlikle uygulayanların kurtuluşa erdireceğine dair’, çok net bir vaadi var. Vesselâm…
***
BİLVESÎLE, Yüce Rabbimizden; “RAMAZAN BAYRAMINIZI, EN İÇTEN DİLEKLERİMLE TEBRİK ve TES’ÎD EDER, SİZE, SEVDİKLERİNİZE, ÜLKEMİZE, İSLÂM ÂLEMİNE ve TÜM İNSANLIK ÂLEMİNDE BARIŞ, HUZÛR, SAĞLIK veÂFİYETLERE VESİLE OLMASINI NİYÂZ EDİYORUM.” A.Raif Öztürk.
Facebook Yorum
Yorum Yazın