Sanat Yarışmaları hakkında
KÜLTÜR-SANATHaliç Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Savaş Çevik (Hattat) "Sanat Yarışmaları"nı değerlendirdi.
Yrd. Doç. Dr. Savaş Çevik (Hattat)
Yarışmalar(müsabaka) neredeyse insanlık tarihi kadar eskilere dayanır. Herhangi bir konuda öne çıkmak, en iyi olmak, bir konunun en iyisini yakalamak amaçlarına yönelik yarışmaların, bazen ticari, siyasi ve kültürel amaçlara yönelik olduğu da görülmektedir. Genel çerçevede, insan duygularının benlik ve öne çıkma hislerini barındırdığından sosyal bilimciler tarafından bazen eleştirildiği görülmektedir.
Yarışmalar, insanın dünyaya gelme süreciyle birlikte ortaya çıkmaktadır. Ana rahmindeki yumurtanın döllenmesi, ancak birbirleriyle yarışan milyonlarca spermden birinin yarışmayı kazanıp yumurta zarına nüfuz etmesiyle gerçekleşmektedir. Tarihte insanlığın ilk yarışması, belki de Âdem peygamberin iki oğlu Habil ve Kabil arasında geçen vâkıadır. Bugünkü anlamıyla ilk yarışmalar, İ. Ö. 2000 Yıllarına kadar uzanan ve mitolojik temelleri olan kadın güzellik yarışmalarıdır. Sonraları yine İ. Ö. 8. yüzyıllarda ilk Olimpiyat yarışmalarının da yapıldığı biliniyor.
Günümüzde yarışmalar oldukça yaygınlık kazanmış ve çeşitli dallarda ve oldukça farklı amaçlara yönelik olarak düzenlenmektedir. Öncelikle yarışmaları konularına göre tasnif edersek; spor, müzik, güzel sanatlar, edebiyat, bilim, teknoloji, el becerileri v.b. ilk karşılaştığımız konulardır. Yarışmaları amaçlarına göre de tasnif etmek mümkündür. Kültürel, sanatsal, ticari, siyasi amaçlara yönelik yarışmalardan bahsedebiliriz.
Yarışma sözcüğünün ilk çağrışımı belki güzellik yarışmalarıdır ancak farklı konular artık daha sık karşımıza çıkmaktadır. En iyi ve en güzeli seçmek, yalnızca sosyal ve kültürel amaçlara yönelik olmamaktadır. Bazen fonksiyonel ve ticari amaçlar da ön plana çıkmaktadır. En güzelin, en iyi sporcunun, en iyi müziğin, en iyi mimari projenin seçimi, ticari amaçlar doğrultusunda değerlendirilebilir. En iyi Afiş veya amblem tasarımı, en iyi senaryo, en iyi otomobil dizaynı, yarışma düzenleyici tarafından ticari amaçla kullanılabilir. Bazen de teknolojiye katkı yapmak amacıyla bilimsel konularda yarışmalar düzenlenmektedir. Dahası bir ülkedeki genel seçimler bir bakıma yarışma sayılmaktadır. Ülkeyi en iyi yöneten partinin halk tarafından en çok oy alarak seçilmesi de fonksiyonel bir yarışma kategorisinde değerlendirilmelidir. Bazen de bir milletin milli marşını oluşturmak için milli değerlere yönelik yarışmalar da düzenlenebilmektedir. Bilindiği üzere İstiklal Marşımız böyle bir yarışma sonucunda Mehmet Akif Ersoy'un eseri seçilmiştir.
Sanat Yarışmaları:
Sanatın bütün dallarında yapılan yarışmalar da başlıca iki amaca yönelik olarak düzenlenmektedir. Birincisi, kültürel ve sosyal bir aktivite olarak toplumun kültür seviyesini etkileyen yarışmalardır. Burada amaç bir kültür hizmeti ortaya koymaktır. Bazen de sanat yarışmaları fonksiyonel ve ticari olabilmektedir. Bir firmanın kullanımı için logo tasarım yarışması düzenlemesi, şehirde önemli bir yapının en iyi projesini elde etmek amacıyla belediyelerin proje yarışmaları, filmde kullanılmak üzere en iyi müziği elde etmek için düzenlenen yarışmalar, yeni Üretilen bir nesneye isim koyma, hep bu türden yarışmalardır. Bütün bu sanat yarışmaları, yarışmayı düzenleyen taraf ile katılımcı kitle arasındaki özel şartlara göre gerçekleştirilir. Öncelikle düzenleyici taraf, gerek kişi gerek kuruluş olsun bir 'Yarışma Şartnamesi' düzenlemek durumundadır. Bu şartname kendisini ve katılımcıları bağlayıcı nitelikte olduğundan, düzenlenmesinde gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Şartname ilanından sonra geri dönüşü olmayan bir yola girilmiş olacaktır. Burada katılımcıları yeterince aydınlatacak ve bütün sorularına cevap olacak tarzda, hiçbir belirsizlik kalmadan şartnamenin hazırlanması oldukça önem taşımaktadır. Teknik ve hukuki sorumluluklar açık seçik belirtilmelidir. Sanat yarışmalarında genellikle birkaç temel öge ön sırada önem arzetmektedir. Bunlardan biri yarışmayı düzenleyen tarafın, bu yarışmadan beklentisinin belirtilmesidir. Daha sonra da katılımcı kitleyi ilgilendiren hususlar ortaya çıkmaktadır. Yarışmanın kimleri kapsayacağı, süresi, ödüllerin durumu, jüri üyeleri gibi konular yarışmacıyı doğrudan ilgilendirmektedir. Katılımcıyı ilgilendiren başka bir konu ise yarışmaya katılanların gizliliği konusudur. Bazı sanat konularındaki yarışmalarda gizlilik olamamaktadır. Müzik, spor, kişisel aktivite ve gösteri sanatları gibi yarışmacının bizzat katılımıyla gerçekleşmek zorunda olan yarışmalar açıklık esasına göre yapılmaktadır. Bu tür yarışmalarda katılımcının gizli tutulması söz konusu değildir. Ancak plastik sanatlar, müzik, edebiyat, gibi, katılımcıların ancak eserlerinin yarışmaya gönderilmesi durumunda ise katılımcılar gizli tutulabilirler. Bu yarışmaya katılım oranını artırıcı bir faktördür. Yarışma sonucu, ödül alamadıkları taktirde imajlarının zedelenmemesini isteyen katılımcılar için bu gizlilik oldukça önem taşımaktadır. Bazı özel durumlarda, yarışmayı düzenleyen taraf, bu konuda farklı bir karar alıp, katılımcıların isimlerini herhangi bir sebeple açık tutabilir. Yarışma jürisinin de ilan edilmesi, yarışmacı katılımını artıracaktır. Bir başka açıklanması gereken konu ise yarışma ödüllerinin ilan edilmesidir. Hiçbir yarışmacı, gerek maddi gerekse manevi hiçbir ödülü olmayan yarışmaya katılmak istemeyecektir. Yukarıda zikredilen önemli husuların yarışma düzenleyici tarafından farklı bir şekilde ele alınıp ilan edilmesi de söz konusudur. Bu durumda, katılımcı yarışmaya katılıp katılmamakta serbesttir. Tüm sanat yarışmalarında şu önemli hususu özellikle belirtmeliyiz. Yarışmayı düzenleyen taraf, yarışma şartnamesini hazırlayıp yayınladıktan sonra, yarışmacılar bu şartnameyi kabul etmiş sayılırlar. Şartname ilanından ve yarışma tamamlandıktan sonra yarışmacıların bu konudaki itirazları söz konusu olamaz ve yasak bir dayanağı yoktur.
Tarafların Yasal Sorumlulukları:
Genellikle sanat yarışmalarında, sonuçlar açıklandıktan sonra, kamuoyunda ve katılımcılar arasında bazı eleştiriler ve itirazlar olmaktadır. Bu itirazların büyük çoğunluğu, ödül alan eserlerin üzerinde yoğunlaşmakta ve ödül dağılımında haksızlık yapıldığı noktasında toplanmaktadır. Ödül alamayan katılımcılar, haklarının yenildiğini, ödül alanlar ise sıralamanın haksız olduğu noktasında itirazlarını dile getirmektedirler. Dünyanın her tarafında sanat yarışmalarında buna benzer itirazlar olmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, yarışmacılar şartnameyi okuduklarında her kuralı kabul etmiş ve öylece yarışmaya katılmışlardır. Kaldı ki sanat, göreceli bir konudur ve kişiden kişiye değişir. Bir yarışmadaki ödüllerin dağılımı, bir başka jüri tarafından tamamen farklı değerlendirilebilir. Bu durum oldukça doğal karşılanmalıdır. Burada teorik olarak, jüri üyelerinin tarafsız ve objektif bir değerlendirme yaptıklarının kabul edilmesi gereklidir. Yarışmaya katılanların kimlikleri gerek gizli gerekse açık olsun, jüri üyelerinin tarafsız ve hakkaniyet esaslarına göre değerlendirme yaptıkları, kabul edilmek zorundadır. Sonucu kesin kıstaslara bağlı olmayan bu tür sanat yarışmalarında, jüri vicdanıyla baş başadır. Bazen yarışmayı düzenleyen taraf, bu tür duygusal yaklaşımları önlemek amacıyla şartnamede, yarışmaya, jüri üyelerinin birinci dereceden yakınlarının katılamayacağı prensibini koymaktadır.
Yarışmacıların yasal olarak hak iddia edebilecekleri itirazları; sonuçlarda yapılan maddi hatalar, şartname maddelerinin uygulanmaması gibi fiziksel konuları kapsamaktadır.
Yarışmaların sağlıklı ve düzgün yapılabilmesi için, öncelikle yarışmayı düzenleyen tarafın şartnameyi çok iyi hazırlaması gerekmektedir. Şüpheli ve belirsiz hiçbir noktanın kalmaması bütün ayrıntılara açıklık getirilmesi gerekmektedir. Bu özellikle yarışma düzenleyici tarafın, amaçladığı hedefini gerçekleştirmesi açısından önemli olduğu gibi, sonradan ortaya çıkabilecek itirazları da önleyecektir.
Dünya Bülteni / Haber Merkezi
İlginizi Çekebilir
Bir ödül uğruna 'Kurak Günler'
“’Kurak Günler’ adlı sinema filminin hikâyesi ülkemizdeki Batılılaşma, Batı’ya özenme, yaranma serüvenimizin de kısa bir hikâyesi aslında.”
Din Gönüllüleri Din Görevlileri için Söyledi
Diyanet işleri başkanlığına bağlı Sakarya’nın Adapazarı ilçe müftülüğü ve İstanbul’un Pendik, Fatih ve Ataşehir müftülüklerine bağlı farklı camilerde görev yapan İmam – Hatip ve Müzezzin – Kayyımlar bir araya gelerek malum hastalık sebebiyle görevdaşlarına ve tüm dinleyicilere moral olması hasebiyle ‘’Din gönüllüleri için söyle’’ adlı bir proje ortaya koydu
Diyanet 900 yıllık kaynak eseri okurla buluşturdu
Diyanet İşleri Başkanlığı, İmam Gazzâli'nin "İhyâü Ulûmi’d-Din" adlı eserini okurla buluşturdu.
İslamcı âlim ve şehit: İskilipli Mehmed Atıf Hoca (1876-1926)
Bülent Gökgöz'ün Haksöz Dergisi'nde 2012 senesinde yayımlanan kapsamlı makalesi, İskilip Atıf Hoca'nın şehadet yıl dönümünde şehidin mirasını hatırlamak adına önemli hususlara değiniyor. Bizler de bu vesileyle şehidi bir kere daha rahmetle anıyoruz! Kaynak: İslamcı âlim ve şehit: İskilipli Mehmed Atıf Hoca (1876-1926)
Diyanet Aylık Dergi Kasım sayısı sesli olarak yayında!
Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Dergisi Kasım sayısının tamamını sesli olarak dinleyebilirsiniz!
Diyanet Aile Dergisi Kasım sayısı sesli olarak yayında!
Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Aile Dergisi Kasım sayısının tamamını sesli olarak dinleyebilirsiniz!